20 Eylül 2026
Öte Dünyadaki Anneme Mektup: Sürgün ve Direnişin Görünmeyen Bedeli
Annem Ayşemhan Hacım’a,
Anne!
Bugün sana bir mektup yazmak istedim. Ama bu kez zarfın üzerine “Urumçi’ye”, “Evimize” ya da “Anneme ulaşsın” diye bir adres yazamadım.
Çünkü sen bu dünyadaki tüm adreslerden ayrılıp ebedî bir yolculuğa çıktın.
15 Eylül 2026 tarihinde, Urumçi saatiyle sabah 06:00’da, 85 yaşında bu fani dünyadan ayrılarak asıl sahibimiz olan Yüce Allah’ın dergâhına döndün.
Ama ben senin yanında değildim.
Elini tutamadım. Gözlerine son bir kez bakamadım. Kulağına fısıldayıp “Anne, ben geldim” diyemedim. Son bir kez sesini duymak bile nasip olmadı.
Çünkü bu dünyada bizi birbirimizden ayıran zalim engeller vardı.
2016 yılından bu yana benimle iletişim kurmana, telefonda konuşmamıza, mektuplaşmamıza izin verilmedi. Seninle olan anne-oğul bağımız bile siyasi engellerin ardına hapsedildi.
Fakat hiçbir yönetimin, hiçbir cezaevinin, hiçbir sınırın ve hiçbir toplama kampının bizden söküp alamadığı tek bir şey vardı: Dua.
On yıl boyunca birbirimizin sesini duyamadık, yüzünü göremedik, haberleşemedik. Ama ben ne zaman ellerimi duaya kaldırsam, senin de bir yerlerde benim için dua ettiğini hissederdim. Böylece, bu dünyada haberleşmesi yasaklanmış iki insan olsak da Allah’ın izniyle manevi olarak her gün birbirimize yakın kaldık.
Anne, bundan 16 yıl önce bana söylediğin şu sözler hâlen kulağımda çınlıyor:
“Oğlum, seçtiğin yoldan dönme. İleriye doğru yürü. Beni düşünüp endişelenme, ben senden razıyım. Yeter ki yolundan sapma.”
O zamanlar bu sözlerin hayatımda ne kadar büyük bir anlam taşıyacağını tam olarak kavrayamamıştım. Son on yılda, seni her özlediğimde, yalnızlığın ağırlığını altında ezildiğimde ve gurbet acısına dayanamayıp düştüğümde, senin o sözlerin beni yeniden ayağa kaldırdı.
“Beni düşünme” deyişini hiç unutmadım. Ama anne, eğer seni endişelendirdiysem, seni sıkıntıya soktuysam beni affet. Çünkü bu yolun bedelini sadece ben ödemedim; sen de benimle birlikte ödedin.
Bugün seni anarken sadece kendi acımla baş başa kalmadım. Diğer anneleri de düşündüm.
Vatanın azatlığı, halkının hürriyeti, onuru ve hakları için mücadele eden sayısız insanın arkasında adı duyulmamış isimsiz anneler var. Onların isimleri haber bültenlerinde geçmeyebilir. Fotoğrafları tarih kitaplarında yer almayabilir. Hikâyelerini tarihçiler yazmayabilir.
Ama onlar varlar.
Onlar oğullarının dönmesini bekliyor. Kızlarının sesini duymayı hayal ediyor. Evlatlarının nerede yaşadığını, geceleri huzurla uyuyup uyumadığını, hastalandığında yanında birinin olup olmadığını bilmeden sadece dua ediyorlar.
İşte bu, kahramanlığın kimsenin görmediği yüzüdür.
Kahramanlık sadece meydanlarda durmak değildir. Bazen kahramanlık; yıllarca sessizce beklemektir. Bazen gözyaşı dökmeden ağlayabilmektir. Bazen evladının yolunun ne kadar zorlu olduğunu bile bile ona “Yolundan dönme”diyebilmektir. Bazen de kendi yüreği parça parça olurken evladına güç verebilmektir.
Benim annem de işte o kahraman annelerden biriydi.
Anne!
Seni 10 yılı aşkın süredir görmedim ama beni bir gün bile unutmadığına eminim. Sesini 10 yıldır duymadım ama senin “Yolundan dönme” cümledin ten yıldır kalbimde yankılandı.
Bu dünyada seninle iletişim kurmama, tek bir mektup göndermeme bile izin vermediler. Bu dünyada seninle kavuşamadım. Sen de benim sesimi duyamadın. Ama şimdi anne, sen öte dünyaya göçtün. Artık bu dünyanın hiçbir gücü aramıza engel koyamaz. Sınırlar yok, hapishaneler yok, yasaklar yok. Artık sadece Allah’ın sonsuz rahmeti var.
Bu mektubu sana ulaştırmak için değil, 10 yıldır yüreğimde düğümlenen sözleri haykırmak için yazdım.
Sana şunu söylemek istiyorum: Anne, senin sözünü de bana verdiğin ruhani gücü de unutmadım. “Senden razıyım, yolundan dönme” deyişini hayatımın en karanlık anlarında emanet gibi taşıdım.
Şimdi senin aziz hatıranın karşısında sadece tek bir şeyden endişe ediyorum: Senin inancına ve güvenine layık bir yaşam sürebildim mi?
Anne, bu sorunun cevabını bütün hayatımla vermeye devam edeceğim.
Bugün senin yokluğunun yasını tutuyorum. Fakat senin yaşamın bana bir gerçeği tekrar hatırlattı: Bir halkın özgürlük sevdası sadece miting meydanlarında ya da siyasi söylemlerde yaşamaz. Annelerin duasında, babaların sessiz direnişinde, ayrılmış ailelerin özleminde ve evine dönmeyi bekleyen insanların yüreğinde yaşar.
Bir annenin ölmeden önceki son arzusunun evladını son kez görmek olduğu ve bu arzunun yarım kaldığı durumlarda, yaşanan acıyı dünyadaki hiçbir siyasi terim tarif edemez. Bizim hikâyemiz sadece bize ait değil; ayrılık, bekleyiş ve özlemle geçen milyonlarca ailenin ortak hikâyesidir.
Dünya, mücadele verenlerin isimlerini bilebilir. Fakat onlara güç veren anneleri, yolları gözlemekten gözleri yorulmuş babaları, ebeveyn sevgisine hasret büyüyen çocukları bilmeyebilir.
Bugün o görünmeyen kahramanlardan biri olan anneme en derin hürmetlerimi sunuyorum. O bir siyasi aktivist değildi. Meydanlarda nutuk atmadı, elinde bayrak taşımadı. Onun sadece duası vardı.
Ve bir annenin duasından daha güçlü bir silah yoktur.
Anne!
85 yıl yaşadın, bu hayatta çok çile gördün. Ama ömrünün son yıllarını oğlunla birlikte geçiremedin. Ben de senin yaşlılığında yanında olamadım. Bu, yüreğimde ömür boyu kapanmayacak bir yaradır.
Fakat biliyorum ki sen bana kırılmadın. Çünkü sen bana “Senden razıyım” demiştin.
Şimdi huzur içinde uyu anne. Artık kimse seni üzeyemez. Kimse sana “Oğlun nerede?” diye hesap soramaz.
Seni Yüce Allah’a emanet ettim. Yanına gelene kadar sözlerini yüreğimde taşıyacağım. Bana “İleriye doğru yürü”demiştin, yürüyeceğim. “Yolundan dönme” demiştin; halkımın hürriyeti, vatanımın istiklali ve adalet için vicdanıma leke sürdürmeden yaşamaya devam edeceğim.
Bugün sana sadece şunu söylemek istiyorum: Seni çok özledim anne...
Bu dünyada sana söyleyemediğim ne varsa bu satırlara döküyorum. Eğer bu mektup ruhuna ulaşırsa bil ki: Oğlun seni, dualarını ve rızanı asla unutmadı.
Bugün ebediyet yolculuğuna tek başına çıktın; ama duan, sözün ve sevgim benimle kaldı. Allah’ın izniyle bir gün yine kavuşacağız. O gün karşına çıktığımda sana:
“Anne, ben yolumdan dönmedim!” diyebilmeyi umuyorum.
Allah seni rahmetiyle kuşatsın, kabrini nurla doldursun, mekânını cennet eylesin. Seni Allah’a emanet ettim.
Seni daima özleyecek olan oğlun,
Abdusalam Niyaz
